Hakkında


Yer kabuğunda bulunan fay hatları boyunca tektonik plakaların aniden kırılması sonucu meydana gelen depremler, öncesinde risklerin azaltılmaması nedeniyle büyük afetlere dönüşmektedir. Kelimenin tam anlamıyla bir deprem ülkesi olan ülkemizde çeşitli büyüklüklerde deprem olmadan geçen bir gün neredeyse yaşanmamaktadır. 6 Şubat 2023 günü Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde dokuz saat arayla meydana gelen iki büyük deprem, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan 11 ilimizi kapsayan geniş bir sahada etkili olmuş ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açarak tüm ülkeyi yasa boğmuştur. Mw 7,7 ve Mw 7,6 büyüklüğündeki bu deprem çiftinin merkez üssü Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olarak kayıtlara geçmiştir. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, “asrın felaketi” olarak nitelendirilen bu depremlerin ülkemize maliyetinin yaklaşık 103,6 milyar dolar olduğu; bu rakamın ise 2023 yılı milli gelir beklentisinin yüzde dokuzuna denk geldiği raporlanmıştır. 1999 Marmara Depremi ile kıyaslandığında bu deprem çiftinin yaklaşık altı kat daha fazla maddi hasar ve kayba neden olduğu belirtilmektedir.

Yaşanan bu deprem çifti ardından ortaya çıkan en çarpıcı gerçek, özellikle yer seçimi, yapı teknolojisi ve tasarımı anlamında geçmişte yaşanan depremlerin ardından uzmanlar tarafından tespit edilen hataların birçoğunun günümüzde hala yapılmaya devam ettiğidir. Özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş bina stoğu, yaşanması muhtemel depremlerde son derece yüksek risk taşımaktadır. Bunun yanı sıra, olası bir deprem sonrasında hemen kullanılması gereken okul binaları, hastaneler, ibadethaneler, spor tesisleri gibi kamu binalarının beklenen performans seviyesini sağlayamamaları kısa vadede alınacak hizmetlerin aksamasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, kamu binaları da dahil olmak üzere riskli yapılarda onarım ve güçlendirme, yerinde dönüşüm veya kentsel dönüşüm seçeneklerinin acil bir biçimde hayata geçirilmesi gerekliliği artık yadsınamaz bir gerçektir. Bu sebeple, afet öncesi, afet anı ve afet sonrası yapılması gerekenler ve alınacak tedbirlerle ilgili aksiyonların yediden yetmişe el birliği ile alınması gerekmektedir. Bu kapsamda risk azaltma faaliyetleri ve depreme dirençli şehirlerin oluşturulması konularında yerel yönetimler ile halkın iş birliği yapmasının yanı sıra, kamu kurumları ile üniversitelerin farklı bölümlerinin birlikte çalışması gerekliliği göz ardı edilmemelidir.

Depremleri müteakiben kamu kurum/kuruluşları ile üniversitelerden bölgeye intikal eden ekipler, hızlı hasar tespit çalışmaları, ruhsatlı binaların durumuna ilişkin gözlemsel değerlendirme raporlarının hazırlanması, yüzey faylanması araştırmaları, geoteknik araştırmalar, ikincil afetlerin etkilerinin incelenmesi, yıkılan veya hasar gören binalarla ilgili delil toplama gibi çalışmaları gerçekleştirmişlerdir. Bu bağlamda, gerek yukarıda bahsedilen risk azaltma ve depreme dirençli şehirler oluşturma konusunda gerekse deprem sonrasında sahaya gönderilecek personele tecrübe kazandırılması konusunda eğitim verilmesi büyük önem arz etmektedir.

Ülkemizde yapı stoğunun, özellikle 2000 yılından önce inşa edilenlerin, taşıyıcı sistem ve malzeme özelliği fark etmeksizin yeterli deprem güvenliğine sahip olmadıkları değerlendirilmekteydi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler bunu bütün açıklığıyla tekrar gözler önüne sermiştir. Deprem sonrasında ülkemizdeki kamu kurum ve kuruluşlarından hasar tespit çalışmaları için ekipler sahaya gönderilmiştir. Bu ekiplere destek olmak amacıyla, üniversitemiz koordinatörlüğünde yapılan çalışmalar sırasında sahada görev yapan mühendislerin yeterli tecrübeye sahip olmadıkları, sadece belirli yapı türleri ve hasar tiplerinde rahat karar verebildikleri gözlemlenmiştir. Ülkemizin geleceği olan bu mühendislerin her türlü malzeme ve taşıyıcı sisteme sahip mühendislik yapılarında oluşabilecek hasar tiplerini ve oluşum mekanizmalarını bilmeleri gerekmektedir. Ayrıca, bu mühendislerin risk azaltma ve depreme dirençli şehirler oluşturma konuları kapsamında onarım/güçlendirme tipleri ve yenilikçi malzemeler hakkında bilgi sahibi olmaları son derece önemlidir. Bu şekilde hem depremlerden sonra hasar tespitlerinin hızlı ve doğru yapılabilmesi için yeterli donanıma sahip olmaları, hem de mevcut yapı stoğumuzu depreme hazırlık aşamasında kamu kurum ve kuruluşlarına sunulacak projeleri değerlendirebilmeleri ve öneriler getirebilmeleri açısından büyük önem arz etmektedir. Bu amaçla, kamu kurum ve kuruluşlarımızda görevli bu personelimize yönelik olarak deprem sonrası yapılarda ortaya çıkan hasar tipleri ile yenilikçi onarım/güçlendirme teknikleri hakkında kapsamlı bilgi vermek için böyle bir eğitim etkinliğinin faydalı olacağı düşünülmüştür. Alanında uzman ve saha tecrübesi olan eğitimcilerimiz katılımcılara bilgi ve tecrübelerini aktaracak; ayrıca etkinlik kapsamında üniversitemiz Yapı Sağlığı ve İzleme Laboratuvarı’nda bulunan yüksek kapasiteli sarma masası ile gerçek bir yapı sistemi üzerinde deprem hasarlarının oluşumu gösterilecektir. Ayrıca lifli polimer malzemelerin taşıyıcı sistem elemanlarına uygulanmasına ait detayların katılımcılara aktarılması ve güçlendirmelerin etkinliğinin ortaya koyulması amacıyla laboratuvarda deneyler gerçekleştirilecektir.